Koleraktal kanser (kolon ve rektum kanseri) olarak da bilinen kalın barsak kanseri ülkemizde , Amerika da ve diğer Avrupa ülkelerinde önemli bir sağlık sorunudur. Sağlık Bakanlığının 1998’de yaptığı çalışmalar sonucunda yayınladıkları istatistiklere göre , kadınlarda görülme sıklığı 2. Sırada , erkeklerde 3. Sırada olarak belirlenmiştir. Yine 2003’ de hastanelerde yaptıkları araştırmalara göre akciğer ve meme kanserinden sonra kolon kanseri 3. Sırada yer almaktadır.
Kolon kanseri , barsak iç yüzeyini örten tabakadaki hücrelerden oluşur. Polip adı verilen , barsak i,ç yüzeyini örten tabakadan barsak içine doğru gelişen kabartı , şişlikler ile başlar. Zamanla polipi oluşturan hücreler çeşitli sebeplerle kanser hücrelerine dönüşür. Başlangıçta kanser hücreleri polip içerisinde oluşum gösterir ve çoğalır , sonrasında tümör kitlesini oluştururlar. Bu oluşan kitle barsak duvarını işgal eder ve kontrolsüz büyümeye devam eden hücreler barsağı tıkar. Buradan vücudun diğer hücre ve organlarına metastaz yapar.
| Polipten Kanser Gelişimi |
 |
Polipler düz , sapsız şekilde barsak duvarında oluşan ve sap ile barsak duvarına bağlı olarak oluşabilir. Polipler kalın barsağın en sık gözlenen hastalığıdır. Genellikle barsağın son kısımlarında sigmoid kolon ve rektumda oluşum gösterirler.
 |
Şekilde kanserin barsak bölgelerinde oluşum yüzdeleri gösterilmektedir. Kalın barsakta kanser oluşumu poliplerin oluşumu ile başladığı için koleraktal kanser önlenebilir bir hastalıktır. Ayrıca tam olarak tedavi edilebilir. |
|
KALIN BARSAK KANSERİ NEDENLERİ Raslantısal Olarak ( %65 - % 85 )
1) Kalın barsak kanserlerinin önemli bir bölümünü oluşturur. Genetiğe bağlı olmadan raslantı sonucu gelişir. Kalıtsal geçiş gözlenmez. Ailede ender olarak gözlenebilir fakat kuvvetli bir ailesel kalın barsak hikayesi yoktur.
2) Ailesel Olarak ( %10 - %30 )
Ailede birkaç nesildir süregelen kalın barsak kanseri hikayesi vardır. Böyle olan bireylerin tarama yaptırmalarında fayda vardır.
3)
Kalıtsal Olarak ( %5 - %7 )
Kalın barsak kanserine sebep olan gen kalıtsal olarak taşınır. Hastalığın genetik olarak ortaya çıkması için genin hem anneden hem babadan gelmesi gerekir. Bireyin geni aktarması için taşıyıcı olması da yeterlidir. Genler çevresel faktörlerden de etkilenip değişim gösterebilir. Günümüzde kalıtsal olarak gelişen koleraktal kanserin iki çeşidi vardır.
3a)
Kalıtsal (Herediter) Non-Polipozis Kolarektal Kanser (HNPCC)
Kalın barsakta en sık gözlenenidir. Ailesinde 50 yaş öncesi kalın barsak kanseri gözlenenlerde , akrabalarında 3 ve daha fazla kişide kalın barsak kanseri olanlarda , kalıtsal non-polipozis kolarektal kanser ( HNPCC ) düşünülmelidir. Kalın barsağın birçok kısmında kanser gözlenebilir. FAP’ daki gibi yüzlerce polip oluşumu gözlenmez.
3b)
Ailesel ( Familyal ) Adenomatöz Polipozis Hastalığı ( FAP )
Hastaların kalın barsaklarında yüzlerce polip oluşur. İnce ve kalın barsakta görülen kansere dönüşebilen polip tipi olduğu için adenomatöz , çok sayıda polip olduğu için polipozis , aile bireylerini etkilediği için de ailesel ( familyal ) denilmiştir. Hastalık , kalıtsal olarak % 50 olasılıkla hastanın çocuklarına geçer. Bu hastalığın sebebi olan adenomatöz polipozis coli (APC) geni kromozomlarla taşınır. Kan testi ile anlaşılabilir.
FAP hastalığı taşıyanların ilerleyen yıllarda kanser gelişme olasılığı %100’e yakındır.
KALIN BARSAK KANSERİ BELİRTİLERİ
Hastalığın belirtileri , barsak içinde yerleştiği yere göre değişiklik göstermekle birlikte gözlenen belirtiler aynı zamanda başka hastalıklarda da gözlenebilir. Bu sebeple kesin tanı konulması için detaylı bir inceleme yapılmalıdır.
- Makattan kan gelmesi ( kalın barsağın sol kısmına yerleşmiş kanserde )
- Dışkıya kan bulaşması ( kalın barsak ve ince barsakla birleştiği bölgeye yakın bölgelerine yerleşmiş kanserde )
- Dışkının incelmesi
- Dışkılama alışkanlıklarının değişmesi
- İshal ve kabızlık atakları
- Açıklanamayan kilo kaybı
- Şişkinlik , aşırı gaz
- Kansızlık ( anemi ) , devamlı yorgunluk , halsizlik
KOLON KANSERİ TEDAVİSİ
Kolon-Rektal kanserlerin esas tedavisi tümörlü kısmın ameliyatla çıkarılması ve barsak pasajının sağlanması için çıkarılan kısmın alt ve üst uclarının tekrar karşılıklı ağızlaştırılmalarıdır. Kolonlar uzun olduğu için bu işlem kolaylıkla uygulanabilir. Ancak REKTUM kanserlerinin tedavisinde bu durum biraz farklıdır. Rektum kısa bir organ (15 cm) olması nedeni ile özellikle anüse yakın yerleşim gösteren tümörlerde ( anüs girişinden 5-6 cm yukarıda) , hastalıklı kısımın çıkarılmasını temin için anüsün tamamen çıkarılıp,iptal edilerek kolon, karın duvarına ağızlaştırılır ( KOLOSTOMİ ).
Daha önceleri çok daha sıklıkla uygulanan bu yöntem, günümüzde gerek teknolojik gelişmeler ( Stappler aleti vs.) ve gerekse bu konuda eğitilmiş ve deneyim kazanmış özellikle Kolo - Rektal cerrahi ile uğraşan cerrahlar tarafından yapılan ameliyatlarda çok az sayıda hastaya uygulanmaktadır. Bazen kolostomi rektumda yapılan ameliyatın iyileşmesini sağlamak için geçici olarak ( birkaç ay ) yapılabilir. Daha sonra bu kolostomi kapatılır. Ameliyata ek olarak, rektum tümörlerinde bazen ameliyattan önce, bazen ameliyattan sonra gerek olursa RADYOTERAPİ de yapılabilir . Kolon tümörlerinde radyoterapinin yeri yoktur. Her iki organın tümörlerinde ameliyattan sonra duruma göre KEMOTERAPİ yapılabilir.
Anüs kanserlerinde genellikle radyoterapi tercih edilmektedir. Bazı durumlarda Cerrahi tedavide yapılabilir.
Alternatif tedavi yöntemleri kullanılarak hastaya destek sağlanabilir.
Kolon Kanseri tedavisine bitkisel destek verebilmek için doktorlarımızla iletişime geçebilirsiniz. Doktorlarımızın daha verimli çalışabilmeleri için hastanın son durumunu belgelendiren raporları paylaşmanız gerekmektedir.
İletişim Bilgilerimiz
Tel: 0 252 385 24 04
Fax: 0 252 385 24 28
|